Loading

Başarıya Giden Yolda (Yılın Doktoru)

Ben 1976 yılında Nepal’in küçük bir ilçesinde, ailemin ortanca çocuğu olarak dünyaya geldim. Nepal; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olmakla birlikte, geçim şartları ve imkanların yetersiz olduğu bir ülkedir. Çocukluğumda yaşadığım ilçede hastane, doktor, şebeke suyu ve elektrik olmadığı gibi maddi imkansızlıklara bağlı olarak beslenme yetersizliği vardı ve hijyen, bakım gibi fiziki şartlar da eksikti. Basit bir solunum yolu enfeksiyonu ve akut gastroenterit gibi nedenlerle bile binlerce çocuk can vermek zorunda kalırdı. En yakın sağlık kurumu 20 km uzaktaydı ve ulaşım yoktu. Çocukluğumu bu zor şartlar altında geçirdiğim ilçede “Shree Janta Madhayamik Bidhayalayi” adlı okulda ilköğretimimi tamamladım. Eğitim seviyesi yetersiz olduğu için babam “Bhola Sah” ortaöğretim okumak için beni 12 yaşındayken ilçemden 200 km uzaklıkta olan yatılı bir özel okula gönderdi (St’Joseph Higher Secondary School).  Yatılı okuduğum zamanlar annem (Aslani Devi Sah), babam ve iki kız kardeşimden uzakta bir taraftan aile özlemi çekerken, diğer taraftan öğrenme isteği içindeydim. Ayrıca babam da eğitimim konusunda oldukça ısrarcıydı ve ben de gerekli gayreti göstererek liseyi birincilikle bitirdim. Daha sonra Nepal’in başkenti olan Katmandu’da iki sene kolej (Amrit Science Collage) eğitimi aldım. Tıp fakültesi giriş sınavlarına başvurdum, kazanan ilk 30 öğrenciye hükümetçe yurt dışında tıp eğitimi alma imkanı verildiğinden Aralık 2000 yılında Türkiye’ye tam burslu öğrenci olarak geldim.

Tömer’de 7 ay Türkçe eğitimi aldıktan sonra 2001 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. Yabancı bir ülkede olmak, farklı dil kullanmak ve maddi imkansızlara rağmen gece gündüz ders çalışıyordum. Hedefim başarılı bir doktor olup hayallerimi gerçekleştirmekti. 6 senelik zorlu tıp eğitimini tamamlayıp 2007 yılında mezun oldum, 2008 yılında da eşim (Esma Şah) ile evlendim. Aynı yıl Türkiye’deyken annemi kaybettim. O sıralar babamında sağlık sorunları vardı ve erkek evlat olarak bakmakla yükümlü olduğumu hissettiğim için Nepal’e gittim. Ancak babam uzman bir doktor olarak hizmet vermemde ısrar ettiği için Türkiye’ye geri döndüm. Tus sınavını kazanarak uzmanlık eğitimi için Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’ne girdim. Zorlu geçen uzmanlık eğitimime devam ederken 2011 yıllında en fazla vaka yayını ve çeşitli çalışmalar nedeniyle bölümün en iyi doktoru seçildim. Ayrıca aynı sene Türk vatandaşlığına hak kazandım. Babamı 2012 yılında ben Türkiye’deyken kaybettim. Her şeye rağmen, 2013 yılının Mart ayında pediatri uzmanı olmaya hak kazandım.

İnsanlar yaşamak istediği hayat ve hayatın sunduğu yaşam arasında kalarak tecrübe kazanır. Çocukluk dönemimde hayatın bana sunduğu yaşam şartlarından etkilenerek doktor olmak istemiştim. Çünkü biliyordum ki; eğer ilçemde bir doktor olsaydı binlerce çocuk ölmekten kurtulurdu. Bu nedenle başarılı bir doktor olup gerçekten ihtiyaç olan hastalara kaliteli hizmet sunmayı hedefledim. Hasta, hastadır; ister merkezde olsun, ister ücra bir yerde, aynı kalitedeki hizmeti hak eder. Bir doktor için hastanın hangi ülkeden geldiği, nasıl bir sosyo-ekonomik düzeye sahip olduğu ve doktorun nerde hizmet verdiğinin (perifer ya da merkez) hiçbir öneminin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeplerden dolayı 51.Devlet Hizmet Yükümlülüğü kurasında kendi isteğimle Siirt Pervari Devlet Hastanesi’ne atandım ve hedeflediğim yolda mutlu bir şekilde eşimle Pervari’ye gittim.

Pervari; bal ve narıyla ünlü Siirt’in şirin bir ilçesidir. Nüfusun 36.000 olduğu bu ilçede halkın %80’i köylerde yaşamakta olup, sosyo-ekonomik düzeyi ve okuryazarlık oranı oldukça düşüktür. Siirt’e 90 km uzaklıkta olan ilçe de, merkeze ulaşım yaklaşık bir buçuk saat sürmektedir. Mahrumiyet bölgesi olmaktan yeni yeni çıkan bölge halkı oldukça samimi, sevecen, yardımsever ve saygılıdır.

Hastaneye ilk gittiğimde hastaya verilen hizmet ve hijyen yeterli değildi. Yenidoğan hizmeti yoktu ve çocuk hastaların çoğu merkeze sevk ediliyordu. Poliklinik ve yatan hasta hizmetleri standartların çok altındaydı. Hastane yönetimi ve meslektaşlarım ile birlikte hizmet kalitesini yükseltmek için yoğun bir çaba gösterdik. Gerek servis ve poliklinik, gerekse diğer hizmetler olsun kalite optimal hale geldi. Çocuk sevklerin çoğunu azalttım. Yenidoğan hizmetinin olmamasına rağmen kısıtlı imkanlarla yenidoğan bebeklere hizmet vermeye çalışıyordum. Sonunda yenidoğan  yoğun bakım talebim Sağlık Bakanlığı ve Genel Sekreterlik tarafından kabul gördü. Şu anda aktif olarak hizmete açık 4 küvezli yenidoğan yoğun bakım ünitesi kuruldu. Tedavi edici hekimlik yapmaktan ziyade, koruyucu hekimlik yapmayı ön planda tuttum. İlk zamanlarda polikliniğe gelen hastaların yüzde yüzü hasta bebekti ve sağlıklı bebek takibi için gelmezlerdi. Bunun sebebi halkın bilgisiz ve bilinçsiz olmasıdır. Örneğin çoğu aileler bebeğin kilosunu bilmemektedirler. Aylarca aileleri bilinçlendirmek için çaba gösterdim ve hasta yakınlarını ayrıntılı bir şekilde bilgilendirdim, çeşitli konularda eğitim verdim. Nihayet sağlıklı bebeklerin gelişimini izlemeye başladım ve gereksiz hastane girişleri azaldı. Bir hastanenin kalitesini optimal hale getiren sadece doktorlar değildir. Başta hemşire olmak üzere yerel dille iletişimi sağlayan sekreter ve diğer bütün yardımcı personellerin de katkısı büyüktür.

Gerek hastane yönetimi, gerekse diğer bütün sağlık personelleriyle birlikte verdiğimiz kaliteli hizmet sayesinde yılın doktoru seçildiğimi düşünüyorum. Göstermiş olduğum hizmet ve gayretlerimin göz ardı edilmemesinden dolayı oldukça mutluluk duymaktayım.

Bir başarı da aile, istikrarlı çalışma ve duaların önemli olduğunu düşünüyorum. Benim için başta babam olmak üzere ailem, onların duaları ve benim azimle çalışmamın bu başarıyı sağladığına inanıyorum. Üzerimde emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Related posts

Comments ( 3 )

  • Alper çulhacıoğlu

    Hocam seni çok seviyoruz

  • Alper çulhacıoğlu

    Hocam seni çok seviyoruz başarılar diliyoruz

Yorum Yapınız